Fitne Ateşine Odun Taşımak!..

“İnsanların en âcizi, insanlardan kardeş edinemeyenidir; Ondan daha âcziyse kardeş edindikten sonra onu yitirenidir.” (Hz. Ali)

 

Fitne Ateşine Odun Taşımak!..

 

Ak Parti Giresun İl Başkanlığı geleneksel iftar yemeği tertipliyor… İftara bütün (İl-ilçe) geçmişte hizmet veren ve mevcut teşkilat mensupları davetli…

 

Geçmiş dönem milletvekillerinin katıldığı iftara mevcut vekillerin 3’ü de (ikisi Giresun’da olmasına rağmen) katılmıyor!

 

Merkez İlçe Başkanlığı (2-3 gün sonra, alternatif) iftar düzenliyor… Mevcut 3 vekilin katıldığı (İl Başkanın davet edilmediği!) bu iftarda il yönetiminden kimse yok!

 

Bilahare milletvekillerinin tertiplediği (il başkanının kerhen davet edildiği) bir iftar daha!

(ilk iki iftarda kendilerine takınılan tavra rağmen il başkanının bu iftara katılması takdir-e şayan örnek bir hareket.)

 

Bir haftada 3 iftar… Üçü de parti adına!

İl Başkanlığının tertiplediği, bütün teşkilat üyelerinin davet edildiği geniş kapsamlı (400 kişilik) iftar kâfi gelmiyor da, Merkez İlçe ve Milletvekillerinin ayrı ayrı (alternatif) iftar düzenlemeleri de neyin nesi? Yoksa il teşkilatına karşı güç ve gövde gösterisi mi?

Hayrola!.. Kim, kime karşı, neyin mücadelesi veriliyor?

 

Parti tüzüğüne göre, ilçe teşkilatının toplantı düzenlemesi İl Teşkilatının müsaadesine bağlıdır: “İlçe ve il yönetim kurulları (…) bir üst yönetimin olurunu almak kaydıyla toplantılar (…) ve benzeri etkinlikler düzenleyebilir (...)” (Tüzük md. 55)

 

İl Başkanlığının tertiplediği iftara (Giresun’da olmalarına rağmen) iştirak etmezken, İl Başkanının değil bilgisi dâhilinde olmak, davet dahi edilmediği (İlçe teşkilatının tertiplediği/tertipletildiği) iftarda milletvekillerinin arzı endam etmelerini nasıl yorumlamak lazım?

 

Sayın Başbakan, Mısır’da seçilmiş hükümete yapılan askeri darbeyi kınıyor ve millet iradesine saygısızlık olarak değerlendiriyor.

 

Peki, seçimle gelen bir il yönetimini itibarsızlaştırmak, onu tanımamak; il yönetimi seçen delegelere ve genelde o il seçmenlerine saygısızlık sayılmaz mı?

 

Bu nasıl teşkilat disiplinidir?

Başbakandır, Belediye Başkanıdır, Milletvekilidir, İl Genel Meclis Üyesidir; rey vermemiş dahi olsanız, kişi olarak pek tasvip etmediğiniz bir şahsiyet dahi olsa, ikinci seçime kadar onu kabullenmek demokrasinin asgari nezaket kuralı değil midir?

 

Kaldı ki birlikte mücadele verdiği arkadaşlarına tahammül edemeyenler, onları kabullenemeyenler diğer siyasi partilere gönül verenlere nasıl tahammül edebilirler?

 

Ramazan ayında… Kardeşliğin, birlik ve beraberliğin tesis edilmeye çalışıldığı, dargınlığın, kırgınlığın izale edilmeye çalışıldığı günlerde… Bu görüntü, hiç hoş görünmüyor!

Ak Partiye ve onun vekillerine hiç mi hiç yakışmıyor.

 

Esasında vekillerle Giresun il teşkilatı arasındaki bu tartışma yeni değil.

İl kongresi yapıldığı tarihten itibaren sık sık sergileniyor.

Takriben bir yıl içinde bu mevzuda 5-6 yazı kaleme alarak, Genel Merkez yetkililerinin, milletvekillerin ve teşkilat üyelerin dikkatini çekmeye gayret etmiştik…

 

“Kellim kellim la yenfa!” Ne yazık ki değişen bir şey yok… Herkes ‘dediğim dedik, yaptığım yaptık’ havasında.

 

Mahalli seçim hazırlığının yapıldığı bir dönemde, teşkilatta birlik ve beraberlik mesajlarının verilmesi gerekirken, (sanki inadına) İl teşkilatının dışlanarak ayrılık mesajının tazelenmesi ancak muhalefet partilerini sevindirir.

 

Bu tartışmalı ve ihtilaflı halde seçimlere gidilecek olursa, aday kim olursa olsun, Giresun Belediye Başkanlığının hayal olduğunu görebilmek için uzman olmaya gerek yok.

Kimse kimseyi aldatmasın ve oyalamasın!

 

Grup Başkanvekili seçimlerinden önce bu fitne ateşi biraz sönmüş gibi görülüyordu.

Lakin seçimden sonra ne hikmetse(!) tekrar alevlenmeye çalışılıyor.

 

Aman ya Rabbî!.. Nedir dinmeyen bu kin, ne bu nefret, ne bu celal?!

 

Bu tavırla (il başkanının şahsından ziyade) İl Başkanlık Makamının otoritesi zaafa uğratılırken, milletvekillerinin saygınlığı da zedelenmektedir.

 

Şayet il başkanı veya il teşkilatı vazifesini yapmıyor, icraatları partiye zarar veriyorsa; genel merkeze rapor eder, ya teşkilatın feshini ya da başkanın istifasını aldırırsınız!

 

Aksi halde, Genel Merkeze verilen olumsuzluk raporuna rağmen vazifesine devamı istenilen il teşkilatının itibarsızlaştırılma gayretleri; il başkanı üzerinden Genel Merkezi protesto anlamı taşımaz mı?

 

Ey Sayın Genel Merkez yetkilileri!

Hususen Teşkilat Başkanı Sayın Ekrem ERDEM, Seçim İşleri Başkanı Sayın Mustafa ŞENTOP, Yerel Yönetimler Başkanı Sayın Menderes Mehmet Tevfik TÜREL!

 

Bu mesele artık Giresun milletvekilleri aşmış durumdadır…

Bundan böyle bu tartışmalı durum devam ederse, bu fitne ateşi söndürülmezse, bunun sorumluluğu ve vebali sizlerin üzerinde olacaktır!

 

Saniyen, bu tartışmalı durumu bildikleri halde seslerini çıkartmayıp sükût eden, bu ihtilafı genel merkeze rapor etmeyen, “iki tarafın sürtüşmesinden acaba bize pay düşer mi” beklentisiyle ne şiş yansın, ne kebap!’ misali (sözde) ince siyaset(!) anlayışıyla her iki tarafta gözükmeye çalışarak fitne ateşine seyirci kalan (gerek geçmiş dönemlerde parti kademelerinde hizmet vermiş olan, gerek siyasete yeni girme hazırlığında olan) partililer veya sair gönül erleri!..

 

Bilahare vicdan azabı çekmemek için, şimdiden (nezaket dairesinde) sesinizi yükseltiniz!

Gereken ikazları gerektiği şekilde, gerekli yerlere yapınız!

 

“Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır” konumuna düşmeyiniz!

Biliyorsunuz ki, bizler yaptıklarımızdan sorumlu olduğumuz gibi, yapmamız gerektiği halde yapmadıklarımızdan da sorumluyuz!

 

Bunca dünya ve Türkiye mes’eleleriyle meşgul olan Sayın Başbakan muhtemelen bu meselenin kapandığını biliyor olmalı.

 

Eğer bu mes’eleden başbakan hala haberdar edilmemiş veya edilmiyorsa, o zaman; Eyvah!.. Acaba daha ne gibi önemli haberlerden başbakan haberdar edilmiyor?” tartışması gündeme gelecektir.

 

Öyle tahmin ediyorum ki, Sayın Başbakan’ın bu durumdan haberdar olduğu andan itibaren (özel kaleminden sekreterlerine, basın danışmanlarından milletvekillerine kadar) nice zatın siyasi sıfatları ve konumları tartışmalı hale gelir!

 

Yurt dışındaki darbelerle mücadeleyi kendine vazife addeden ve sorumluluk anlayışı ile hareket etmeye gayret eden (tanıdığımız ve bildiğimiz) Sayın Başbakan, kendi partisi içersindeki darbe(!) girişimlerini asla affetmez!

 

“Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim. Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

Adam aldırma geç git, diyemem aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!”

 

Kıssadan hisse…

Bir gün, döneminin Başbakanı Emir Pervane, kendisine nasihatlerde bulunması ve öğütler vermesi için Mevlâna”nın huzuruna gelir. Mevlâna onun bu isteğini dinler, bir müddet susar ve Emir”e dönerek sorar: “Emir, Kuran’ı ezberlediğini duyuyorum..” Emir, “Evet ezberliyorum.” diye cevap verir. Hz. Mevlâna tekrar sorar: “Hadis-i şeriflerle ilgili bir eseri de Şeyh Sadreddin Hazretlerinden dinlediğini duyuyorum.” Emir tekrar “Evet, doğrudur.” diye cevap verir. Bunun üzerine Hz. Mevlâna “Mademki Allah”ın ve O”nun elçisinin sözlerini okuduğun ve bildiğin halde o sözlerden öğüt alamıyor ve Âyet ve hadislerin gereğince amel edemiyorsan benim nasihatimi nasıl dinlersin?” deyince Emir ağlayarak Hz. Mevlâna”nın huzurundan ayrılır ve artık adaletli bir yönetim göstermeye başlar.

 

“Milletvekili olmak, hiç kimseye karşı, hiçbir kamu görevlisine karşı tepeden bakma, kibirlenme, böbürlenme, afra tafra yapma yeri değildir” (Recep Tayyip ERDOĞAN)

 

Vesselam…

28.07.2013

 
YORUMLAR
Site İçinde Ara

Haftanın Sözü

“Aslan köpeklere baş olursa, köpeklerin her biri kendi karşısındakine aslan kesilir. Eğer aslanlara köpek baş olursa, o aslanların hepsi köpek olur.” (Yusuf Has Hacip)

Namaz Vakitleri
Giresun Hava Durumu
GİRESUN