BÜYÜKŞEHİR AŞKI 2 İLİ BİRLEŞTİRİR Mİ?

“Dibini görmediğin suya atlamadığın gibi,  Sonunu bilmediğin sevgiye teslim etme kendini.”   (Hz. Mevlâna)  

Büyükşehir aşkı iki ili birleştirir mi?

  Mevcut 16 büyükşehir belediyesine ilaveten 6360 sayılı kanunla Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa, Van illerinin belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür.  Büyükşehir belediyesi olabilmek için il nüfusunun 750.000 olma şartı getirilmiştir. “Toplam nüfusu 750.000’den fazla olan illerin il belediyeleri kanunla büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir.” (5216/4) Yeni düzenleme ile yapılan en önemli değişikliklerden biri de Büyükşehir belediyelerinin sınırlarının “il mülki sınırları” olarak değiştirilmiş olmasıdır. Bu demektir ki, bundan böyle büyükşehir ilan edilen illerde en uzak köy dahi büyükşehir belediyesinin bir mahallesi olarak kabul edilecektir. Bugüne kadar sadece İstanbul ve Kocaeli illerinde İl Mülki sınır sistemi uygulanıyordu. Büyükşehir belediyesine tanınan imkânlar, bütün şehirlerin iştahını kabartmaktadır.Haliyle o illerin siyasetçilerinin de baş gündem maddesi olması tabiidir. Ordu’nun nüfusu; 741 bin… 750 sınırını yakalama şansı yüksek! Giresun’un nüfusu; 419 bin… 750 bini yakalama şansı (kısa sürede) çok zayıf. Giresun Ordu birleşir mi? Bir süredir basında, büyükşehir belediyesi olabilmek için Giresun-Ordu illerinin birleştirilmesi tartışılıyor… Bu sahada Giresun Milletvekili ve Ak Parti Grup Başkanvekili Nurettin CANİKLİ ile AK PartiOrdu Milletvekili Mustafa HAMARAT’ın beyanatları basına yansıdı. Sayın Canikli diyor ki; “Bize de bu tarz soru soruluyor, yani acaba Ordu-Giresun birleşerek böyle bir dinamik yapıyı ve kaynak elde edebilir mi diye? Bu kolay bir konu değil çok ciddi bir olay. Birçok şeyle tartışılması gerekir. Hatta şöyle öneriler de oldu 2 şehir birleşsin Ordu ve Giresun birleşsin, şehir merkezi şuan havaalanının yapıldı yer olsun. Valilik binası belediye binası orda olsun. Yine iki tane merkez ilçe olsun ismi Giresun ve Ordu olsun. Bu isimler korunsun. Ama büyükşehrin ismi farklı olsun. Buna benzer bir takım öneriler var. Fakat bu öyle bizim verebileceğimiz bir karar değil. Ama böyle bir şey olması durumunda bakılırsa bölgenin nüfus olarak en büyük büyükşehri ve ili oluyor ve inanılmaz çok ciddi kaynaklar ortaya çıkacak diye tartışılıyor söyleniyor. Belki Giresun açısından son derece daha önemli. Ordu 4-5 sene sonra büyükşehri alacak. Ama bizim 4-5 sene sonra 750 bin nüfusa ulaşma şansımız yok. Fakat dediğim gibi bu konu son derece ciddi ve riskli, tehlikeli bir durum ama bu durumun tartışılmasında fayda var" Sayın Hamarat diyor ki; "103 imzanın içinde benim de imzam var. Büyükşehirin avantajlarını düşündüğümüz zaman bir çare olarak bunu da gündeme getirelim diye düşündük. Ancak olma ihtimali çok zayıf olduğunu ifade edeyim. Yok gibi bir şey. Bizim buradaki tek çıkışımız şu anda nüfusumuzu gereken rakama ulaştırmak ve Ordu'yu büyükşehir olarak düşünmek. Bu birleşmenin daha çok tartışmaya yol açacağını düşünüyorum. Anlayan olacak anlamayan olacaktır. Bunun bizi çok yoracağını düşünüyoruz. İki ilin birleşmesi Türkiye'de örneği yok.” Bu açıklamaları nasıl yorumlamak lazım? İlk planda, “ne kadar güzel, memleketleri için ne büyük fedakârlığa katlanıyorlar. Bu milletvekilini tebrik etmek lazım” diye düşünüyorsunuz! Ancak… “Hayrola, sabah-ı şerifleriniz hayırlı olsun! 13 il için büyükşehir belediyesine dönüşüm kanununun hazırlık safhasında neredeydiniz? Hele Sayın Canikli’nin, Grup Başkanvekili olarak bu hazırlığın dışında olması mümkün değil! O zaman, ilgili kanun çıktıktan sonra bunu gündeme getirmenin anlamı ne?” diye sormazlar mı? Ordu ve Giresun illerinin birleşmesi için yeni kanun hazırlığı içine giriliyor ve 103 milletvekili imza atıyor! Ordu ve Giresun’un toplam milletvekili sayısı 9 olduğu halde, bu iki ilin birleşmesi derdine düşen milletvekili sayısı; 103 (!) Yoksa yeni düzenlemenin içinde (bu aşkın (!) sarhoşluğunu yaşayan) başka iller de mi var? Bu (imzacı) vekillerden biri de Mustafa HAMARAT… Sayın Hamarat’a sormazlar mı? “Sizler Ordu-Giresun birleşmesi kanun taslağına imza attığınızı, ancak ‘olma ihtimalinin de çok zayıf olduğunu, iki ilin birleşmesinin Türkiye'de örneğinin olmadığını’ ifade ediyorsunuz. Bu nasıl milletvekili sorumluluğudur? Olma ihtimaline inanmadığımız bir mevzuda imza atmak ve gayret göstermek; hem partinizi hem de şahsınızı güç durumda bırakmaz mı?” Sayın Hamarat! Bu hamleniz ve ifadeleriniz maalesef isminizle de bağdaşmamaktadır! İki ilin birleştirilmesi abesle iştigaldir! Geçmiş yıllarda beldelerin ilçeye, ilçelerin il’e dönüştürülmesi; tamamen siyasi mülahazalarla yapılmıştır. Ve o dönemlerde buna vesile olan siyasi partilerde semeresini almışlardır. Bir ilçenin büyükşehir sınırları içine alınması gayet tabiidir. O ilçe için büyük avantaj sağlar ve itiraz edilmeyebilir. Ancak bir İl’in diğer bir İl ile birleştirilme teklifi (ekonomik açıdan cazip görülse de) siyasi açıdan intihar demektir! Seçmene izahı çok zordur. Nitekim Sayın Başbakanın da bu mevzuyu kapattığı; basına yansıyan haberler arasındadır. Ancak, böyle ciddi bir mevzuda Başbakanın bilgisi olmadan (Grup Başkanvekillerinin de aralarında bulunduğu) 103 milletvekilinin kanun hazırlığında bulunması parti içi başka bir tartışmayı gündeme getirecek gibi görülüyor! Sayın (imzacı) vekiller! Gaye; büyükşehir olarak ekonomik imkânlara kavuşmak ise (iktidar gücüne sahipsiniz) bu imkânların bir kısmını her an kanun gücü ile elde edebilirsiniz! Çalıyı dolaşmak varken çalıya dolaşmanın ne anlamı var? Hedefte il sayısını azaltmak var ise; metot böyle olmamalıdır! Uzun vadede bir çalışma yapılıp, genel bir düzenlemeye gidilebilir! Ama önce belde konumundaki ilçelerin durumu halledilmelidir! Öyle ilçelerimiz var ki 20-30 yıldır bir gelişme gösteremediği gibi daha da gerilemiş… Hatta bazı ilçelerimizde dışarıdan gelen misafirlerin kalacağı bir otel veya bir misafirhane bile yok! Yanlış yorumlara vesile olmaması için, misali Rize ilinden verelim: İşte Çamlıhemşin ilçesi! Acaba Türkiye’de bu ölçüde kaç ilçe vardır? İlçe olduğu için bütün resmi dairelerin müdürlükleri açılma durumundadır. Müdürlükler boş bırakılmayacağına göre, atanan memurlar gitmek zorundadır. Bu ilçelerde yaşan yerli ahalinin (ekonomik ve sosyal durumları) düşünülür de mecburi hizmet vermek zorunda bulunan memurlarımızın (psikolojik ve sair) durumları hiç düşünülmez mi? Bir tarafta kaloriferli dairelerde oturan, her türlü sosyal imkâna sahip, eğitim sıkıntısı olmayan amir ve memurlar… Diğer yanda sobalı dar evlere mahkûm edilmiş, nice sosyal imkânlardan mahrum, eğitim alternatifi olmayan amir ve memurlar! İç kesimdeki ilçelere farklı teşvik uygulanmalı… 5084 sayılı kanun ile 49 ile yatırımı teşvik edici imkânlar sağlanıyor… Lakin sistem kendi içinde adil değil! Özellikle Karadeniz sahili gibi dağlık bölgelerde iç kesimdeki (merkezden uzak) ilçelere daha farklı teşvik uygulanmalı. Bu teşviklerden istifade etmek gayesiyle yatırım yapacaksa bir yatırımcı;  Ordu’da Ünye, Fatsa, Merkez İlçeleri varken, Akkuş, Aybastı, Mesudiye ilçelerine niye gitsin! Keza Rize’de Çayeli ve Merkez İlçeleri ile İkizdere ve Çamlıhemşin, aynı teşviki aldığında, İkizdere ve Çamlıhemşin’e hangi yatırımcı gitmek ister? Netice itibariyle, iç kesimde mahrumiyet bölgelerindeki ilçelere 5-10 yıl farklı teşvik uygulanmalı. Haydi, köyümüze (ilçemize, ilimize) geri dönelim” kampanyaları ve yeni teşvikler sağlanmalı! Buna rağmen bu ilçelerde (bu zaman zarfında) bir gelişme olmazsa, ilçe vasıfları kaldırılmalıdır! Bu hususu Sayın Başbakanımızın dikkatlerine ve tetkiklerine arz etmek isteriz! Yeni büyükşehir belediyeleri kime ne kazandırır? 13 yeni büyükşehir kurulması; Ak Parti için (sadece) gelecek mahalli seçimlerde değil, muhtemel Anayasa referandumunda da (haliyle başkanlık sisteminde) büyük değişime vesile olacak gibi gözükmektedir. Bu, muhalefet partileri için de riskli bir saha… Ak Partiye rey kazandıracağı için (politik) olarak hazmetmeleri zor gibi… Lakin açıkça karşı çıkmaları seçmen nazarında daha da aleyhlerine olacağını bildiklerinden seslerini çıkartmaları da pek mümkün değildir! Komşu illerin nüfus mukayesesi:                          2012              2011             2010             2009             2008             2007 Giresun         419.555         419.498        419.860        421.766        421.860       417.505 Ordu              741.371         714.390        719.183       723.507         719.278       715.409 Trabzon         757.898         757.353        763.714       765.127         765.127       748.982   Orduluları tebrik etmek lazım! Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi, 2010’da 719 bin, 2011’de 714 bin olan Ordu nüfusu 2012 yılında 741 bin’e çıkıyor… Herhalde Ordu’da maden bulundu! Önceki yıllarda Ordu’dan göç edenler yurtlarına koşarak dönmüşler! Daimi mi, geçici mi? Önemli değil! Espri bir tarafa, muhtemelen (büyükşehir asgari nüfus sınırı) 750 bin rakamına ulaşmak için Ordulular seferber olmuşlar. Bu, ancak tebrik edilir! Ya Giresunlular ne yapmış?! 2008’de 421 bin olan Giresun nüfusu 2012 yılında 419,5 bin’e gerilemiş… Son nüfus rakamının içinde Giresun Üniversitesinde okuyan 20.000 talebe de bulunuyor! Belli ki Giresun’da göç önlenemiyor… Peki, bunun sorumluları kim? Bazı kesime göre, bütün suçlu ve sorumlu; siyasiler ve özellikle de Ak Parti milletvekilleri! Esasında böyle bir suçlama; işin kolayına kaçmak, yükü üzerinde atmaktır. Yapılan eleştirilerde ölçülü olmak, insaflı davranmak gerekir! Ak Parti iktidarı değil midir ki... ·         5084 sayılı kanunla (Giresun ve Ordu dâhil) 49 ile teşvik imkânı sağlayan ve 31.12.2012 tarihinde sona eren teşvik süresini uzatan… ·         KOSGEB ile yeni müteşebbislere kredi desteği sağlayan… ·         İŞKUR ile 6 ay ücretsiz personel desteği sağlayan… ·          Fındık üreticilerine Alan Bazlı Gelir Desteği sağlayan ve sona eren teşviki uzatan… ·         Yatırım ve iş sahaları için Devletin bütün imkanlarını adeta seferber eden…   Bu teşviklerin sağlanmasında ve uzatılmasında Ak Parti milletvekillerinin katkısı ve gayretleri olmamış mıdır? İşyerlerini milletvekilleri mi kuracaktı? Dışarıdan işçileri milletvekilli mi getirecekti? Doğup büyüdüğü memleketini (il’ini-ilçesini-köyünü) terk edenleri, milletvekilleri mi geri gönderecekti? Burada, sivil toplum kuruluşlarının (Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf ve Sanat Odaları ve sair meslek odalarının hiçbir sorumluluğu yok mudur? Göçen ve göçmeyen Giresunluların hiç mi sorumluluğu yok?   “Yanılgı insanlar içindir; ancak silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, fazlaca yanlış yapıyorsunuz demektir.”  (J.Jenkins)   Vesselam… 17.02.2013    

www.giresunaktuel.com’da yazı…

YORUMLAR
Site İçinde Ara

Haftanın Sözü

“Aslan köpeklere baş olursa, köpeklerin her biri kendi karşısındakine aslan kesilir. Eğer aslanlara köpek baş olursa, o aslanların hepsi köpek olur.” (Yusuf Has Hacip)

Namaz Vakitleri
Giresun Hava Durumu
GİRESUN